Ukrayna: ABD/NATO’nun savaş kışkırtıcılığı

Emperyalist dünyanın irtifa kaybeden lideri ABD’nin NATO üzerinden yıllara yayılan ve son aylarda zirve yapan savaş kışkırtıcılığı, sonunda Ukrayna’da sıcak çatışmaya dönüştü.

ABD-İngiltere ikilisinin Kasım 2021’den bu yana Rusya’nın Ukrayna’ya saldıracağına dair yürüttüğü kampanya eşliğinde Ukrayna’nın silahlandırılması, Nazi artığı faşist iktidar koalisyonunun Donbas bölgesine saldırıları neticesinde, Rusya’nın da dâhil olduğu bir savaşa evrildi.

Bu savaşın kışkırtıcısı, NATO’yu bir aparat olarak kullanan ABD ve tıpkı Irak işgalinde olduğu gibi ABD’nin yanında yer alan İngiltere’dir.

NATO emperyalizmin savaş makinasıdır ve halkların tescilli katilidir. Sosyalizme karşı emperyalizmin savaş aygıtı olarak kurulmuş NATO eliyle bugüne kadar işçi-emekçilere, halklara hiçbir yerde özgürlük, barış ve huzur gelmemiş, NATO’nun dahil olduğu her yerde, savaş, yıkım, katliam olmuştur.

NATO feshedilmeli, ortadan kaldırılmalıdır. Bu ancak sosyalizmle, kapitalist-emperyalist sistemin yıkılışı ile mümkündür. Bolşeviklerin önderliğinde gerçekleşen Ekim Devrimi ile kurulan Sovyetler Birliği’nde işçi-emekçilerin, halkların eşit ve özgür yaşam deneyimi, barışın da halkların kardeşliğinin de yolunu göstermeye devam etmektedir.

Sosyalizmin yokluğunda emperyalistlerin dünyanın yeniden paylaşım savaşına tutuştuğu günümüzde savaşları bitirecek olan tek çıkış işçi sınıfı iktidarları, sosyalizmdir.

Bu, dünyanın paylaşılan ve savaş sahasına çevrilen tüm ülkelerinde olduğu gibi, Ukrayna ve Donbas için de geçerlidir.

Yaşadıklarımız, Sovyetler Birliği’nin çözülüşü sonrası, NATO çatısı altında ABD liderliğinde sosyalizm tehdidine karşı bir arada duran emperyalistlerin yeni bir paylaşım savaşına girişmesi ve ABD hegemonyasının sorgulanır hâle gelmesi sonucudur.

SSCB’nin dağılması sonrası eski sosyalist ülkeler paylaşımın konusu edilmiş, ilk paylaşılan bölge Yugoslavya’nın da içinde olduğu Balkanlar olmuştu. Bundan sonra da ABD, NATO üzerinden “doğu”ya doğru yayılmaya devam ederek Rusya’nın kuşatılması siyaseti adım adım devam ettirilmişti.

SSCB’nin ortadan kalktığı bir dünyada elde ettiği Pirus zaferi ile “tarihin sonu”nu ilan eden ABD’nin, NATO eliyle sürdürdüğü liderliğinin sorgulanmasına karşı, 11 Eylül saldırılarını bahane ederek, sosyalizme karşı Yeşil Kuşak Projesi ile yarattığı siyasal İslam’ı ortak düşman ilan etmiş ve rakiplerinin önüne koymuş, henüz askerî olarak tartışmasız üstünlüğü varken savaşlarla liderliğini kabul ettirmeye çalışmıştı.

Afganistan, Irak, Libya işgalleri ve son olarak Suriye savaşı halklar için büyük yıkım olurken, ABD için hegemonyasını tartışmasız kabul ettirecek zaferlere dönüşmediği gibi, siyasal İslam da NATO’nun çimentosu vazifesini göremedi.

Bunun karşısında savaşı yayarak liderliğini sürdürmeye çalışan ABD, Rusya ve Çin’i yeniden düşman ilan ederek emperyalist rakiplerinin önüne paylaşılacak pasta olarak sunmuş ve NATO eliyle liderliğinin kabul edilmesini istemiştir.

Rusya ve Çin, sosyalizmden kapitalizme rotayı kırmış dahi olsa, kendi aralarında paylaşım savaşı veren ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve Japonya için paylaşımın konusu, ABD’nin liderliğinin kabulü karşılığında rakiplerine paylaşılması teklif edilen pastadır. Rusya ve Çin’in sosyalist geçmişleri nedeniyle oluşan bağımsız duruşları, sömürgeleştirilememiş olmaları, güçlü ülkeler olmaları, kolay lokma olmadıklarının kanıtıdır. Ancak bu ABD tarafından emperyalist dünyanın en büyük askerî gücü olan ABD’nin liderliğinin kabul ettirilmesi için de bir fırsat olarak görülmektedir.

Hegemonyası eğik bir düzlemde inişe geçen ABD için savaşları yaymak dışında bir yol yoktur. 2014’te Kanada ve ABD’den getirilen Nazi artığı Ukraynalı faşistler eliyle Ukrayna’da gerçekleştirilen Maidan darbesinin mimarı olan Biden’ın ABD başkanı olması ile birlikte, Ukrayna tekrar daha yoğun bir şekilde gündem olmaya başlamıştır.

Ukrayna’da Nazi artığı faşistlerin darbe ile iktidara gelmesi sonrası giriştikleri katliamlar, yürüttükleri ırkçı politikalar neticesinde, Ukrayna’nın sanayisi ve işçi sınıfının merkezi olan aynı zamanda Rus nüfusun yoğun yaşadığı ve sosyalist geçmişin canlı olduğu Donbas bölgesinde Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri ilan edilerek faşistlere karşı direniş gelişmişti.

Donbas bölgesindeki savaşın sonucunda, Minsk Anlaşması’yla ateşkes ilan edilmiş ve sorunun masada çözümü için adım atılmış ancak Ukrayna’daki ABD güdümlü iktidar bugüne kadar sorunun çözümüne dair bir adım atmamıştı. Biden’ın başkan olması ile birlikte, Ukrayna’daki rejim, Donbas ve Rusya’ya karşı silahlandırılmaya, kışkırtılmaya başlanmış, Ukrayna’nın NATO üyeliği yoğun olarak gündeme getirilmiştir.

Bugün yaşanan savaşa giden süreç böyledir. TC’nin burada aldığı rol ise tıpkı Irak’ta, Suriye’de, Libya’da olduğu gibi ABD adına tetikçiliktir, savaş kışkırtıcılığıdır. Ukrayna’ya satılan İHA-SİHA’lar ve oraya taşınan İslamcı çeteler ile Ukrayna’da dökülen kanda sorumluluğu vardır.

Emperyalizmin savaş makinası, halkların tescilli katili NATO’dan çıkılmalı, emperyalist üsler kapatılmalıdır.

Yeryüzünün her parçasında kanı ve sömürüyü ortadan kaldırıp; barış ve özgürlüğe adım atılmasını sağlayacak şey, işçi sınıfı iktidarlarının kurulması, sosyalizmin inşası olacaktır.

Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği

Devrim için ileri! Ya sosyalizm ya ölüm!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here