Tarih tekerrür edemiyor
Değişmek de değiştirmek de ellerimizdedir
Biz Geziciyiz, onlar gidici!

Hepimiz Gezi’deydik.

Hatta 2013’ün “hepimiz”inden daha fazlası bugün direnişleri örgütlemeye ve büyütmeye devam ediyor. Gezi Direnişi, özgürlüğün ne olduğunu hepimize yaşatan bir direniştir. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünenlerin her şeyin değişebileceğini gördüğü bir direniştir. Başta kendisi olmak üzere her şeyi değiştirdiği bir direniştir. Katılan, direnişin bir ucundan tutan herkes için taşıdığı bir onurdur. Gezi, bizim için hep birlikte gerçekleştirdiğimiz bir hayaldir; tüm egemenler içinse yine hep birlikte gerçekleştirdiğimiz bir kâbustur.

Gezi yargılanmaz. Mahkemeler davalar açılır, bir tiyatro oyunu sergilenir ve direnişçiler tutuklanır ama Gezi yargılanamaz. Özgür ve eşit bir yaşam hayali için mücadele yargılanabilir bir şey değildir. Ethem’in, Abdullah’ın, Ahmet’in, Hasan Ferit’in, Medeni’nin, Mehmet’in, Ali İsmail’in, Berkin’in katillerini yargılayamayanlar, kendilerini yargılayamayacak olanlar yargı dağıtamazlar.

Bu tiyatro ancak toplumun direnen ve direnme eğilimine geçen tüm kesimlerini, direnişlere destek vermek isteyen herkesi korkutma çabasıdır. Diyelim ki korktuk, ne yapacağız? Hiçbir şeye ses çıkarmadan köşende otursan, önce köşeni bozuyorlar sonra hazır susuyorsun diye altından oturduğun sandalyeyi de alıyorlar.

Bugün zaten milyonlar gelecekleri için korkmaktadır. Ekonomik kriz, savaş, kadın cinayetleri, çocukların ve gençlerin aldığı niteliksiz eğitim, geleceksizlik, doğanın yağmalanması… Ve tüm bunlara karşı da adım adım direnişi geliştirmektedir.

Gezi, geçmişimizde kalan değil nasıl bir gelecek kuracağımıza dair yol gösteren bir direniş olarak akıllarımızda olmalıdır.

Gezi Direnişi’ne bir mazi olarak bakmak yerine, Gezi’ye övgüler, methiyeler düzmek yerine özgür bir geleceği kurmayı dert edinenler görebilirler ki bugün Gezi, direnişlerde sürüyor.

Direniş, bugün bir hayatta kalma yoludur. Direnişlerin birçoğunun konusunu en temel insanî ihtiyaçlar oluşturmaktadır. Hayatta kalabilmek için gerekenler direnişlerin konusu hâline gelmiştir. Aç, evsiz kalmamak, öldürülmemek, nitelikli eğitim ve sağlığa ulaşabilmek, elektriklerin kesilmemesi, ısınabilmek… Kapitalizm çürümüştür; insanlığa hiçbir gelecek vaadi kalmamıştır.

Bugünün, nereden bakıldığına göre görünen iki yüzü vardır. Direniş ve kriz. Kriz hem ekonomik hem siyasal olarak her gün yaşanmaktadır; görünendir, herkes arasında konuşulandır. Direniş ise tüm baskı ve engellemelere rağmen büyümektedir. İşçilerin, kadınların, öğrencilerin direnişi her yerdedir; göreni azdır, daha çok direnenler arasında konuşulmaktadır.

Saray Rejimi, direnişlerin ana gündem hâline gelmemesi, bir çıkış yolu olarak işçiler, emekçiler, kadınlar ve öğrenciler tarafından benimsenmemesi için tüm mekanizmalarıyla devrededir. Polisiyle, yargısıyla, medyasıyla, burjuva muhalefetiyle direnişleri bastırmaya, görünmelerini engellemeye çalışmaktadır.

Gerçeğin sadece bir kısmını görmek ise yanıltıcıdır.

Direnişler var ve her gün büyümektedir; direnenler var ve her gün sayıları artmaktadır. Bu kriz içerisinde gelecek, direnişlerdedir. Göz sadece krizlere dikildiğinde bu geleceği görmek mümkün değildir. Bu önemlidir çünkü eksikliğinde seçimler bir seçenek gibi görünebilmektedir. Direnişlerin büyüdüğü yerde, aman ses çıkarmayın, seçimlere kadar sabredin diyenler tek gerçek seçenek olan direnişi engellemek isteyenlerdir.

Çıkış arayanlar, çözüm arayanlar kendi ellerine, ayaklarına, kafalarına bakmalıdırlar. İmamoğlu’na değil, CHP’ye değil, bilfiil bizzat kendilerine bakmalıdırlar. Yaratılacak özgür bir dünya vardır ve yaratılması için mücadele etmek gereklidir. Hayır, bir yerden gelmeyecek, o ya da bu değiştirmeyecek, sen, senin kafan, işleyen elin, emeğinle değişecek. Gerçek budur. Zordur, zorludur. Çok fazla engelle karşılaşılır ama gerçek budur ve bunu kabul etmek için daha fazla hayal kırıklığı yaşamaya da ihtiyaç yoktur. Bekleyen hayal kırıklığına uğrar.

“Her şey çok güzel olacak” diyenler de “her şey çok kötü” diyenler de bilmelidir, hayır biz ne yaparsak ya da yapmazsak o oluyor ve o olacak.

Direniş her alandan gelişmektedir.

Buraya bakın, Nagehan’a değil. İşçiler grevler örgütlüyor, kadınlar barikatları aşıyor, öğrenciler kayyumları gönderiyor. Buraya bakın, gücü ancak buradan, kendi gerçekliğimizden, kendi direnişlerimizden alabiliriz. Size sallanan parmaklara kızmayın, bunca yıldır kendinize seçmen muamelesi yaptığınıza kızın. Kurtuluşu beklerken bu direnişleri büyütmediğinize kızın. Ona buna yüklenmeyin, kendinize yüklenin ve bir adım atın gerçeği kabul edin, işin başa düştüğünü kabul edin, örgütlenin ve bu direniş cephesinde kendinize bir yer edinin.

Çare arayanlar Gezi’ye bakın, orada kendinizi de, çareyi de göreceksiniz, bugün gelişen işçi direnişlerine, kadın eylemlerine, üniversitelilerin kararlığına bakın, kendinizi de, çareyi de görebilirsiniz.

Gerçeği kabul edelim. Bize kararlı, ısrarcı ve cüretli bir biz olmak gerek. Beklememek yapmak gerek.

Değişmek de, değiştirmek de ellerimizdedir.

Gezi, direnişlerde, direnişlerle sürüyor.

Biz Geziciyiz, onlar gidici!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here