Sudan devrimi, genel grev, Direniş Komiteleri ve geniş cephe liderliği – SKP resmi sözcüsü Dr. Fethi El Fadl’la röportaj

Temmuz 2019’da yoldaş Fethi El Fadl’la yaptığımız ilk röportajda Sudan’da devrimci durumun geliştiğinden bahsetmiştik. Bugün konuştuğumuzda Fadl, “sokaklarda, fabrikalarda, işyerlerinde, okullarda ve tarlalarda yapılan tüm protesto eylemleri genel grevin başlamasına hazırlanmayı amaçlamaktadır.” Derken ekliyor; “Şu anda, kadın kuruluşlarını, diğer sivil toplum kuruluşlarını ve siyasi partileri içerebilecek Geniş Cephe liderliğine ulaşmak için görüşmeler yapılıyor. Böyle bir yapının önderliği, mevcut rejimin tamamen yenilgisini ve iktidarın halkın elleri tarafından ele alınmasını kolaylaştıracaktır.”

Kuzeydoğu Afrika ülkesi Sudan’da 2019 başında gelişen eylemler sonrası, 30 yıllık Beşir diktası yenilmiş; ordu ve Özgürlük ve Değişim Güçleri arasında yapılan anlaşma sonrası geçiş hükümeti kurulmuştu. Ancak 25 Ekim günü ordu güçleri, geçici hükümet başbakanı ve sivil kabine üyelerini de tutuklayarak darbe yapmıştı.

Darbe öncesi devrimin taleplerine sahip çıkılması için gösteriler yapılırken sonrasında da darbeye karşı ısrarlı bir direniş geliştirildi.

Komünist Parti sözcüsü yoldaş Fadl’la 25 Ekim darbesini, emperyalizmin müdahalelerini, devrimin gelişimi ve durumunu konuştuk. Fadl, Anadolu’dan nasıl bir dayanışma gösterebileceğimize dair sorduğumuz soruya ‘yüksek sesle ve güçlü bir dayanışma hareketi’ oluşumunun önemini vurgulayarak cevap verdi.

2019’da yaptığımız röportaj ve bağlantılı makaleleri, yazının sonunda bulabilirsiniz.

Röportajın tümü şöyle:

 

  1. 25 Ekim darbesinin arkasında nasıl bir güç var?

Bunlar, Haziran 2019’da varılan anlaşma sonucunda Egemenlik Konseyi’nin bir parçasını oluşturan, önceki rejimin güvenlik komitesi. Darbe, 25 Ekim’de rejimin ekonomi politikalarına karşı artan direnişin yolunu kesmek için yapıldı. Tam da EK (Egemenlik Konseyi) başkanlığının konseyin sivil bileşenine geçmesi beklendiği süreçte gerçekleşti.

  1. Başbakan Hamduk’un tavrını nasıl anlamalıyız?

Hamduk, Özgürlük ve Değişim Güçleri tarafından atanmıştı. Ancak, en başından beri askeri bileşene doğru eğilmeye başladı. Hamduk’un batı finans kurumlarının uluslararası bir memuru olduğunu da vurgulamalıyız. Yani bir bakıma uluslararası topluluk ile rejim arasındaki bağlantıydı. İktidarın başında bulunduğu yıllarda IMF ve DB’nin (Dünya Bankası) tüm talimatlarını ortaya koydu ve uyguladı. Daha çok bu kurumların temsilcisiydi. Ancak Cunta ile arasındaki fark, El Beşir ve kliğinin uluslararası ceza mahkemesine teslim edilmesi ve Darfur’da halka karşı işlenen suçlarla ilgili diğer konularda açığa çıkıyor. ABD, AB ve batılı hükümetlerin yardakçısıdır. Sudan’ın tamamen IMF ve DB’nin kontrolü altına alınmasındaki rolünü yerine getirdi. Cunta, 25 Ekim darbesine karşı artan muhalefet karşısında, O’nu muhalefeti yatıştırmak ve batıdan yaptırım almak ya da bundan kaçınmak için kullanmaya çalıştı. Batının emriyle darbenin lideriyle anlaşma imzaladı. Ancak kendisini darbeyle özdeşleştirdi ve sivil toplumun küçük kesimleri nezdinde sahip olduğu az da olsa güvenilirliğini yitirdi. Yeni hükümeti kurma görevinde başarısız oldu ve istifa ederek ülkeyi terk etti.

  1. Darbe sırasında ve sonrasında ortaya çıkan süreçleri emperyalist güçler etkiledi mi?

Not: Yoldaş Fadl bizim güncel emperyalist taktiklerle ilgili sorduğumuz soruya, tarihsel süreciyle birlikte bir cevap verdi. İlk paragrafta, Beşir’in devrilmesinden önceki süreçten başlayarak bir tarifte bulunuyor.

ABD emperyalizmi, AB ve bölge ülkeleri, özellikle Körfez ülkeleri ve Mısır, Sudan halkının talep ettiği radikal değişiklikleri engelleme ve iptal etme girişimlerinde birbiriyle çelişti. “Yumuşak İniş” planı ABD emperyalizmi tarafından yaratıldı. Bu projenin temel amacı, bazı muhalif güçleri rejimle iş birliği yapmaya, iktidar paylaşımı karşılığında rejimin bir parçası olmaya dahil etmeye çalışmaktır. Bu, bazı partilerin, UMMA PARTİSİ’nin ve Sudan Kongre Partisi’nin yanı sıra iki silahlı grubun projeyi kabul etmesine ve El Beşir ile görüşmelere başlamasına neden oldu.

(Ç/N: 1977’de öğrenci hareketi yükselirken Bağımsız Öğrenci Kongresi(BÖK) kuruldu. Kongre Partisinin temeli BÖK’e dayandırılıyor. Merkez sol, sosyal-demokrat bir çizgide politik bir çizgiye sahip olduğu belirtiliyor. SKP’nin de içinde yer aldığı Ulusal Konsensüs güçlerinin de bir üyesiydi. Umma Partisi de kuruluşu 1945’e dayanan, Sudan ulusalcısı, “İslami demokrat” bir parti olarak tarif ediliyor. Umma Partisi de 2010 seçimleri için organize edilen Ulusal Konsensüs güçlerinde yer almıştı.)

Ancak Ocak 2018’de kitlesel ayaklanmanın başlamasıyla ve sokaklara dökülen insanların etkisiyle bu gruplar tereddüt ettiklerini ifade ederek kitlesel ayaklanmalara katılmak zorunda kaldılar. Fakat generaller tarafından sahnelenen 11 Nisan 2019’daki saray içi darbenin El Beşir’i tekrar ortadan kaldırmasıyla bu iki parti iktidarı orduyla paylaşmayı kabul etti. Hamduk, Başbakan olarak atandı. Bütün bu gelişmeler, ABD emperyalizminin iş birliği ve müdahalesiyle gerçekleşti.

Ancak SKP (Sudan Komünist Partisi), sendikaları gruplandırıp bir araya getiren Direniş Komiteleri (DK),Profesyonel İttifak (Pİ) ile birlikte kitleleri harekete geçirmeyi başardı ve devrimin başlangıcından bu yana en büyük kitlesel gösteriyi örgütledi. Generallerin iktidara tutumunu açıkça değiştiren bu gelişme, iktidar çevrelerini 25 Ekim’de ikinci bir darbe yapmaya zorladı. Açıkça ABD, AB ve komşu ülkeler tarafından desteklenen bir hareketti.

  1. Darbeden bu yana ve öncesinde benzersiz bir direniş sürüyor. Direnişin şu anki aşamasını nasıl tanımlarsınız? Nasıl ilerleyeceğini öngörüyorsunuz?

2013 yılı öncesinden beri, SKP, Müslüman Kardeşler’in sendikaları feshetmek, ana kamu sektörünü kırmak, özelleştirme yoluyla tüm üretken endüstrileri yok etmek, demiryollarını tasfiye etmek ve diğer büyük toplu taşıma şirketleri ve sendikacılara, köylülere ve SKP de dahil olmak üzere tüm ilerici güçlere baskı yapmak için adımlar attığını göz önünde bulundurarak kitleleri farklı bir biçimde örgütlemeye çalışmaya karar verdi. Yeni taktik, kitleleri işyerlerinde, yerleşim yerlerinde ve Direniş Komiteleri’nin öğrenme kurumlarında örgütlemeye dayanıyordu. Bu komitelerin, toplumun farklı sektörleri arasında bir ağ oluşturmada temel rolü oynaması gerekiyordu. Yerleşim alanlarında komünist aktivistlerin varlığı bu çalışmanın gelişmesine yardımcı oldu. Böylece işyerindeki, okullardaki ve üniversitelerdeki komünistler, demokratlar ve yurtseverler profesyonel hukukçuları, öğretmenleri, mühendisleri, doktorları vb. muhalefete çekmede büyük rol oynadılar. Hem yerleşim bölgesinde hem de işyerinde işçi sınıfı ve köylülük içindeki duruma özel ilgi gösterildi. Bu DK yatay olarak ulusal düzeyde organize edilmiştir. Bugüne kadar muhalefet hareketinin belkemiğini oluşturdular.

DK, Pİ ile birlikte 2018’den bu yana mücadeleye öncülük etti ve bugün darbeyi yenmek, diktatörlüğü devirmek ve tam sivil demokratik yönetimi kurmak için mücadelenin ön saflarında yer alıyorlar. Bu kuruluşlar, kurulmakta olan geniş ittifak içindeki örgütlü güçtür.

  1. Parti, direniş/muhalefet güçlerine bir birlik zemini önerdi. Bugün bu birlik hangi noktada?

Bir önceki soruda belirttiğim gibi SKP, geniş cephede lider bir role sahip olabilecek örgütlü gücü gerçekleştirmek için taktiklerini benimsemekle meşgul. DK, nüfusun yoğunlaşmasını bekleyen farklı sosyal güçlerden oluşur. İşçiler ve köylüler bu komitelerde rollerini oynarken, bu iki önemli gücü örgütlemenin tek yolu bu değil. SKP, köylü ittifakının sahada yaptığı gibi, işyerlerinde işçi cephesini inşa ediyor. SKP, etrafında geniş ittifakı kurabileceği ulusal demokratik cepheyi kurmaya çalışıyor. Ancak yukarıda açıklanan durumun gerçekliği nedeniyle, SKP iki düzeyde çalışıyor: devrimci kitlelerle iletişim organlarını inşa etmek ve aynı zamanda geniş cephede çalışmayı ilerletmek. Bu oldukça zor bir görev, ancak SKP, MK üyelerini taban seviyelerindeki şubeleriyle çalışmak üzere göndermeye karar verdi. Sürecin somut sonuçlar ürettiğini söyleyebilirim.

  1. Direniş komiteleri bize özel bir önemde görünüyor. Örgütlenmeleri ne düzeyde ve direnişi nasıl etkiliyorlar/katkıda bulunuyorlar?

Sanırım bu sorunun cevabı 5. soru ele alınırken verilmişti. Sadece şunu eklemek gerekirse Direniş Komiteleri, kitlelerin sokaklardaki ana bloğunu temsil ediyor ve sokak çatışmalarında güvenlik güçlerine karşı yürütülen mücadelede önemli bir rol oynuyor.

  1. Çok büyük bir saldırı altındasınız. Sudan halkı ve devrimcileri öz savunmalarını nasıl sağlıyor?

Mevcut ayaklanmanın başlangıcından, yani 25 Ekim darbesinden, sonra 53 kişi vurularak öldürüldü.  2300’den fazla yaralı var, bazıları kritik durumda. Yüzlerce kişi gözaltına alındı. Evet, büyük bir baskı altındayız. Ancak elimizdeki ana silah, kitlesel barışçıl protesto eylemlerinin yoğunlaştırılmasıdır. Bunlar arasında sokaklarda yürüyüşler, hak arama eylemleri, oturma eylemleri, protesto toplantıları, imza dilekçeleri vb. ve kolluk haydutlarının hareketlerini engellemek ve durdurmak için sokak barikatları inşa etmek yer alıyor.

Mevcut ayaklanmanın temel amacı, şu ya da bu nedenle sokağa çıkmayan, ama bilhassa gelecek savaşlar için, özellikle genel siyasi grev ve bütünsel bir sivil itaatsizlik uygulamasına ulaşılması için, büyük ağırlık oluşturan nüfusun ezici çoğunluğunu kazanmaktır.

8.. Siyasi grev çağrısı yaptınız. Siyasi grevle nasıl bir eylem çizgisi öneriyorsunuz, okuyucularımız için tanımlayabilir misiniz? Ve herhangi bir ilerleme kaydettiniz mi?

Daha önce de belirtildiği gibi, sokaklarda, fabrikalarda, işyerlerinde, okullarda ve tarlalarda yapılan tüm protesto eylemleri genel grevin başlamasına hazırlanmayı amaçlamaktadır. Kitlesel protesto hareketi eylemlerinde birleşmiş olmakla birlikte, tüm büyük ve geniş cephenin birleşik merkezi liderliğini kurmak için önünde daha fazla çalışmaya ihtiyacı var. Devrim niteliğinde bir duyum inşa ediliyor. (Ç/N: ‘a revolutionary hear’ ifadesiyle çalışmaların kitlelerde karşılık bulduğu, devrimci bir durum inşa edildiği belirtiliyor.)  DK koordinasyon komitelerinin temsilcilerinden, Profesyonel İttifak’ın işçi ve köylü temsilcilerinden oluşuyor. SKP, farklı gruplardaki varlığıyla burada rolünü oynamaktadır.

  1. Sudan Devrimi sizce hangi aşamada? Nasıl şekillenecek?

Şu anda, kadın kuruluşlarını, diğer sivil toplum kuruluşlarını ve siyasi partileri içerebilecek Geniş Cephe liderliğine ulaşmak için görüşmeler yapılıyor. Böyle bir yapının önderliği, mevcut rejimin tamamen yenilgisini ve iktidarın halkın elleri tarafından ele alınmasını kolaylaştıracaktır.

1964 ve 1985’te iki diktatörlük rejimini devirmenin zengin tecrübesi arkamızda bulunmakta. Bunun üzerine, halkımız taktiklerini olumlu örnekleri kullanarak ve geçmişin olumsuzluklarından kaçınmaya çalışarak inşa ediyor.

 Anadolu halkları Sudan devrimini nasıl destekleyebilir? Okurlarımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Acil ihtiyacımız, aşırı güç kullanan güvenlik güçlerinin ellerini durdurmak ve zincirlemek, olağanüstü halin ve acımasız yasaların kaldırılmasını ve siyasi tutukluların serbest bırakılmasını talep etmek için yüksek sesle ve güçlü bir dayanışma hareketidir.

Birlikteliğiniz için teşekkür eder, örgütünüzün yürüttüğü dayanışma eylemleri hakkında bilgi almayı dört gözle bekleriz.

Röportajın İngilizcesi:

https://kaldirac2.org/sudan-revolution-general-strike-resistance-committees-and-broad-front-leadership-interview-with-official-spokesperson-of-scp-dr-fathi-al-fadl/

Bağlantılı linkler:

https://kaldirac2.org/sudanda-devrimci-durum-gelisiyor/

https://kaldirac2.org/sudan-el-besir-darbe-ve-erdogan/

https://kaldirac2.org/sudan-surasidir-turkiye-burasi/

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here