“Bizim ellerimiz dönen çarka çomak sokabilir”

17 Nisan 2022'de İstanbul - Aydos'ta "Direniş; Öğretir, Kazandırır, Örgütler" şiarıyla AKA-DER / İşçi Gazetesi / Kaldıraç / Özgür Lise'nin örgütlediği piknikte Kaldıraç Hareketi adına yapılan konuşmadır.

Merhaba

İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs için yaptığımız pikniğin tüm katılımcılarını Kaldıraç adına selâmlıyorum.

Bazen şöyle düşünüyorum:

Biz zannediyoruz ki, insan topluluklarının dünya yüzünde ortaya çıktığından bu yana hep böyleymiş. Bazıları çalışır çalışır çalışır, bazıları da yer. Bazıları üretir, bazıları da ürünlere el koyar. Öyle bir zannediyoruz ki, maaş diye bir şey var ve bu hep olacak. Para diye bir şey var ve ilelebet olacak. Ülkeler var, sınırlar var, sınıflar var ve hep olacak. Pazar paylaşım savaşları var, dünya yüzünde bir “dikili ağacı olmayan” insanlar, bu savaşlarda savaşırlar, ölürler, öldürürler, göç ederler, göç etmeye çalışırken yollarda, ulaşamadan, ulaştığını sanarak ölürler. Zannediyoruz ki hep böyleydi, böyle olacak.

Zannediyoruz ki, Araplar kötü, Ruslar boktan, Lazlar fıkra kahramanı, Kürtler şöyle, Ermeniler böyle, Türkler zavallı, Çinlilerin hep gizli emelleri var, Alevilerin katli vacip, Amerikalılar ve Avrupalılarsa dünyanın en haklı ve en güzelleri, hayran olunası; hep böyleydi, böyle olacak…

Zannediyoruz ki, bazıları hizmetçi, bazıları hep patrondur. Yemeğini önüne koyduğumuz, çocuklarının götünü temizlediğimiz, hayatımızda asla, bir kere bile göremeyeceğimiz zenginliğin içinde yaşamasını sağladığımız o patronlar ki, mesela eskaza iflas ettiklerinde bizim onlar için üzülmemiz beklenir. Ve insanız sonuçta, hata yaparız.

“Böyle gelmiş böyle gider” sandığımız çok şey var yani.

Ama öyle değil.

Tarihin başından bu yana değişmediğini izleyebildiğimiz şey, canlıların, hayatta kalmak için mücadele etmesi. Ve fakat herhangi bir canlı olmayan insan, tarihin de öznesidir, değişir ve değiştirir.

Sömürü düzeninin son kısmı kapitalizmin, tarihin çöp sepetine atılması gereken bu çürümüşlüğün, bize, en baştakini yani “hayatta kalma” mücadelesini dayatması, kahrolunası bir gerçek. Biz bunu reddediyoruz. Irkçılığı da, erkek egemenliğini de, sınıfları da, sınırları da… Elektrik faturasını da, salgın hastalıkları da, önlenebilir hastalıkları da, ekmek fiyatını takip etmeyi de… Ay sonunu da, işsiz kalırsam’ı da, işsiz kalmayı da… Reddediyoruz.

Dünyada patronlar var ve onların devletleri. Bir de, biz varız. Biz, onların çok güvenlikli yalılarının ve saraylarının adreslerini biliyoruz. Bir de biz varız. Bizim ellerimiz var. Bizim ellerimiz dönen çarka çomak sokabilir. Bunu biz biliyoruz. Bunu onlar da biliyorlar. Ekmek parasını düşünmekten başımızı kaldırıp, “biz geldik” diyeceğimiz anı bekliyorlar. Korkuyla bekliyorlar.

Daha sıkı tutsunlar ellerindekini. Biz milyonlarcayız.

17 Nisan 2022

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here